0212 240 15 10

Beslenme Sözlüğü

Polimer diyetler (Polymeric diets)

Özelliği belirlenmiş formüla diyetlerden farklı olarak protein kaynağı parçalanmamış (hidrolize edilmemiş, bütün),polimer formunda bulunan ticari diyetlerdir. Bu nedenle tam proteinli diyetler (whole protein diets) olarak da bilinir. Protein kaynakları kazein, yumurta beyazı, et,soya vb dir. Karbonhidrat kaynağı sükroz, hidrolize edilmiş mısır nişastası, mısır şurubu, maltodekstrin veya laktozdur. Yağı; mısır özü yağı, tereyağı, orta zincirli tarigliseridler, kanola yağı, ayçiçeği yağı, soya yağı vb.dir. Laktozlu (sütlü) ve laktozsuz formları vardır, bunlar hastanın laktozu tolere etme durumuna göre kullanılırlar.

Pritikin diyeti (Pritikin diet)

Moda diyetlerdendir. 700-1200 kkal/gün içeren vejeteryan tipi,az yağlı yüksek posalı bir diyettir. Enerjinin % 65 i karbonhidratlardan, %10 u yağlardan % 25i proteinlerden karşılanır. Vitamin B12 yetersizliğine neden olabilir.

Parenteral beslenme (Parenteral nutrition):

Beslenme solüsyonlarının doğrudan kan dolaşımına verilmesi.

Pay (Pie)

Un ve yağ karışımı ile hazırlanan hamurun (crust hamuru) üzerine çeşitli besin karışımları konduktan sonra fırınlanarak hazırlanan yemek. Hamur üzerine tatlı ya da tuzlu karışımlar konulabilir. En çok bilineni elmalı paydır. Kabaklı, ıspanaklı, mantarlı, peynirli, çilekli, ayvalı, kayısılı gibi çok çeşitli paylar hazırlanabilir. Tuzlu malzeme ile hazırlanmış paylar Fransızlar tarafından “kiş” olarak adlandırılır.

Petkinler (Pectins)

Özellikle olgunlaşmamış meyvelerde ve sebzelerde bulunan polisakkaritlerdir. Ticari olarak elma ve turunçgillerden elde edilir. Besin endüstrisinde stabilizör, emülsifiye edici ve içeceklerde kıvam sağlayıcı olarak kullanılırlar. Çözünür diyet posasının ana bileşenlerindendir.

Pika (Pica)

Yiyecek dışı bir maddeye karşı duyulan aşırı yemek hissi. Bu maddeler saç, çamur, kil, tebeşir toz vb. olabilir. insanlarda çok az görülmesine karşın, varlığında beslenme sorunları ortaya çıkar. Demir ve çinko yönünden yetersiz beslenenlerde olduğu konusunda görüşler vardır. Nedeni tam olarak anlaşılamamıştır.

Pişirme (Cooking)

Besinleri yemek için uygun hale getirmek üzere uygulanan işlem. Besinleri pişirmede amaç, lezzetlerini arttırmak, hazmedilmelerini kolaylaştırmak, bu arada kendilerine özgü tat, koku ve besin ögeleri değerinden kaybetmemelerini sağlamaktır.

Placenta (Placenta)

Uterus içinde anne ve bebeği arasında göbek bağı(umblical cord) aracılığı ile beslenmesini sağlayan çok kanlı bir organdır. Halk arasında “eş” olarak adlandırılır.

Polifaji (Polyphagia)

Aşırı yemek yeme. Polifajik kişi yemekte büyük lokmalar yutar. Diyabetik kişilerde bu davranış gözlenir.

Poliüri (Polyuria)

Aşırı idrar yapma. (Diyabette olduğu gibi)

Posa ve sağlık (Fiber and health)

Posa tam buğday taneleri ve bunlardan saflaştırılmaksızın yapılmış tahıl ürünleri, kurubaklagiller, sebze ve meyvelerde bulunan bir diyet bileşenidir. Besinlerdeki posa çözünür posa ve çözünmez posa olmak üzere ikiye ayrılır. Çözünür posa hipolipidemik etki gösterir ve postprandiyal hiperglisemiyi azaltır. Çözünmez posa esas olarak barsaklarda hacim oluşturur, dışkı hacmini arttırır ve barsaktan geçiş zamanını düzenler. Yulaf unu ve kurubaklagillerde bulunan çözünür posanın kan kolesterolünü, LDL kolesterolünü düşürücü etkileri olduğu fakat HDL kolesterolünü değiştiremediklerinden  
HDL/LDL kolesterol oranını arttırdıkları belirlenmiştir. Özellikle buğday kepeğinden zengin olan yüksek posalı diyetler dışkı hacmini arttırır, kolon içi basıncı düşürür ve geçiş zamanını düzenler. Bu nedenle kronik konstipasyon ve divertikül tedavisinde yararlı etki göstermektedir. Spastik kolonda çözünür ve çözünmez  posa kaynaklarının birlikte yada bu etkiyi bir arada gösteren bazı posa ekstrelerinin barsak motilitesini düzenlediği belirtilmektedir. Yüksek posalı diyetler insüline bağımlı olmayan diyabet tedavisinde insüline gereksinimi azaltmakta, dokuların insüline duyarlılığını arttırmaktadır. Posa hipokoleskerolemik etkisini safra asitlerini bağlayarak diyetteki toplam yağ ve kolesterol alımın ıdüşürerer, daha uzun süre doygunluk hissi yaratıp bir ölçüde besin alımını azaltarak gösterir. Kanser yapıcı ögelerin barsakta kalma süresini kısaltır, barsak duvarı ile temasını azaltır, barsak pHsını değiştirerek bakterilerin bu tür ögeleri üretmesini engeller. Tüm bu nedenlerle günde ortalama 18 g (12-21 g) posa tüketilmesi önerilmektedir. 35 gramın üzerinde alınmasının herhangi bir avantajı yoktur. Özellikle yaşlılarda buğday kepeğinin yüksek oranda kullanılması besin ögeleri emilimi açısından sakınca doğurabilir.

Potasyum(Potassium)

Hücre içi sıvıların başlıca katyonu olan esansiyel bir mineral. Yetişkin bir kimsenin vücudunda 250 g potasyum bulunur. Vücudun asit baz dengesi, su dengesi ve ozmotik dengesi için gereklidir. Ayrıca sinir duyarlılığı ve kan basıncının kontrolü için gereklidir. Potasyum pek çok besinde yaygın olarak bulunur. Ancak yoğun olarak fındık, fıstık gibi yağlı tohumlarda, tahıllarda, etlerde ve meyvelerde bulunur. Normal koşullarda diyette potasyum yetmezliği oluşmaz. Normal diyet günde 2-4 g arasında potasyum sağlar.

Prematüre bebek (Premature infant)

Doğum ağırlığı nasıl olursa olsun gebeliğin 37 nci haftasından önce doğmuş canlı bütün bebekler. Erken doğumun çeşitli nedenleri vardır. Fakat pek çoğunda neden belirlenememektedir. Şüphesiz, annenin kötü beslenmesi önemli nedenlerdir.

Premenstüral sendrom (Premenstrual syndrome, PMS)

Kadınlarda menstrasyon döneminden birkaç gün önce görülen bozukluk. Başağrısı, şişkinlik, depresyon, göğüs ağrısı, sırt ağrısı ve metabolizmadaki değişiklerle karakterize bir durumdur. Özellikle karbonhidratlı besinlere karşı iştahta artma olur. Araştırmacılar PMS ve beslenme arasındaki ilişkiyi araştırmışlardır. Ancak, bulgular bir sonuca ulaştıramamaktadır. Bazı besin ögelerinin etkili olduğu düşünülmektedir. Bunlar B6 vitamini, E vitamini ve magnezyumdur. PMS belirtileri mensturasyon başladığında ortadan kaybolmaktadır. Diyet tedavisi: Tuzun azaltılması, az ve sık yeme, proteinin arttırılması, şeker ve şekerli gıdaların sınırlandırılması ve kafeinin kısıtlanmasının PMS belirtilerinin hafiflemesine yardımcı olabileceği belirtilmektedir.

Protein (Protein)

Bütün yaşayan organizmalar için elzem olan kompleks organik bileşikler. Birbirlerine peptid bağları ile bağlanmış amino asitlerden oluşan bir polimerdir. Amino asitlerin sıralanış biçimi her proteinde farklıdır ve bu diziliş proteinin fonksiyonunu belirler. Bu yapı primer  (birincil) yapıdır. Polipeptid zincirleri arasında bazen hidrojen bağları, disülfitler, esterler ve tuz köprüleri olur. Bu durumda protein sekonder (ikincil) yapıyı kazanır. Amino asit zincirleri birbirleri  üzerinde katlanarak bazen globuler bazen spiral bazen de halka şeklini alırlar. Bu yapıya da proteinin tersiyer (üçüncül)   yapısı denir. Proteinin yapıtaşı olan amino asit daima karbon, hidrojen, oksijen ve nitrojen kapsar. Bazı amino asitlerde fosfor, sülfür, çinko, bakır ve demir bulunur. Proteindeki nitrojen onu yağlardan ve karbonhidratlardan ayırır. Esasen proteinin fizyolojik olarak eşsiz fonksiyonu nitrojen içermesindendir. Protein kolayca denatüre olur. Denatürasyon besleyici özelliğini kaybettirmez. Protein yapısındaki enzimler ısı ile inaktive edilirler.

Protein enerji malnütrüsyonu (Protein energy malnutrition, PEM)

Protein kalori mal malnutrisyonu (PCM) yerine kullanımı tercih edilen terim. Protein ve enerjinin yetersiz alımına bağlı olarak ortaya çıkan kompleks durum. Beslenmenin yetersizliğinin derecesine göre hafiften ağıra çok değişik klinik bulguları vardır.

Proteini koruyucu etki (Protein sparing action)

Bir maddenin, proteinin enerji üretimi için kullanımını engelleme yeteneği. Protein böylece anabolizan fonksiyonu için kullanılabilir. Karbonhidratlar yeterli alındığında proteinler enerji için kullanılmadıklarından karbonhidratlara proteini koruyucu ögeler denilmektedir.

Proteinüri (Proteinuria)

İdrarda protein bulunması. Böbrek glomerüllerinin iltihaplanma veya harabiyetine bağlı olarak proteinin ultrafiltrata geçmesi ve absorbe olamaması nedeniyle ortaya çıkar. Normalde idrarda protein bulunmaz.

Psikodiyetetik (Psychodietetics)

Psikoloji ve beslenme arasındaki ilişkiyi inceleyen dal. Besinlerin sosyolojik ve psikolojik etkileri, insanların besine karşı tutum ve davranışları, diyet ve davranış arasındaki ilişkiler, yemenin duygusal yönü gibi konular bu dal altında incelenir.