Anti-Aging ve Beslenme Alışkanlıkları İlişkisi

Anti-Aging ve Beslenme Alışkanlıkları İlişkisi

photo_01012012213746_1393Zamana meydan okumak her daim genç ve sağlıklı olmayı kim istemez? Yaşlanmayı mümkün olduğu kadar yavaşlatmak ve vücudun bir bütün olarak orantılı ve sağlıklı yaşlanmasını sağlamak amacıyla anti-aging uygulamalrı son yıllarda çok gündemde. Anti-aging kelime anlamı olarak “yaşlılığa karşı” demektir.  Tıbbi olarak, “koruyucu tıp” olarak da nitelendirebiliriz.

Temel amaçlarına baktığımızda;

  • Cilt dokusunu ve bağlayıcı hücreleri yenilemek
  • Hormonal düzensizlikleri dengelemek
  • Cinsel gücü ve sağlığı arttırmak
  • Yaşlanma sonucu oluşabilecek hastalıklara karşı erken tanı ve önlem almak amaçlar arasında yer alır.

Anti-aging ‘in uygulama ve amaçları

En iyi tedavinin erken teşhis olduğunu artık birçoğumuz biliyoruz. Aslında ‘en iyi tedavi de; hiç hasta olmamak ve bunun için önlem almaktır.

Anti-agingde ilk adım sağlık muayenesidir. Kişi sağlıklıysa, bunun üstüne anti-aging destekleri  inşa edilir. Yetersizlik veya hatalar tespit edilip, yerine konmaya çalışılır.

Anti-aginde önemli konuların başında beslenme tarzı gelir. Aslında yıllara meydan okumak için ilerleyen yaşları beklemeden amaç hep iyi beslenmek olursa zaten doğal anti-aging de gerçekleşmiş olur. Kilo kontrolünü aktif yaşam ve egzersiz takip eder. Hayata pozitif bakmak, iş yaşamında sevmek-sevilmek, gülmek-gülebilmek gibi antiaging uygulamalarını destekleyen daha birçok önemli konu vardır.

Anti-Aging Alışkanlıkları

Yaşlanmanın önüne geçilemez ama fiziksel ihtiyarlamanın önüne geçilebilir. Yaşlanmanın tüm belirtileri yavaşlatılabilir, hatta yeniden yapılandırılan bir beslenme tarzı ile kaliteli yaşam süresi uzatılabilir. Bunun için;

  • Posa yönünden zengin dengeli bir beslenme tarzı hedefleyin

Liflerin sağlığımıza olan olumlu etkilerinden hep bahsedilir ama nedenleri tam olarak bilinmeyebilir. En önemli faydaları,  hem koruyucu olma hem de tedaviye katkı sağlamasıdır. Lif, bir besin öğesi değildir ve hiçbir kalori sağlamaz. Fakat birçok yoldan sağlığımıza yarar sağlar. Düşük lifli, yüksek yağlı ve şekerli diyetler yüksek lif içeren diyetlere göre kanser açısından risk taşır. Aynı şekilde çağımızın en önemli amaçlarından (sorunlarından) biri olan fazla kiloları kaybetme çabalarına da faydası çok büyüktür.

Posanın diğer önemli bir yararı da, kolesterolü düşürücü etkisini safra asitlerini bağlayarak diyetteki toplam yağ ve kolesterol alımını düşürerek, daha uzun süre doygunluk hissi yaratır. Bu fonksiyonu da, bir ölçüde besin alımının azalmasını sağlar.

Posa Hangi Besinlerde Bulunur
Posa; tam buğday taneleri, bunlardan yapılmış tahıl ürünleri ile sebze ve meyvelerde (özellikle meyve kabuklarında), baklagiller de bulunur. Tahıl ürünlerinin posa değeri ve kalitesinin korunması için, tahılın saflaştırılmamış olması gerekir.

Günlük ortalama 25- 30 gram posa alınması birçok açıdan sağlığımıza olumlu katkı sağlayacaktır. Hatta son araştırmalara göre kadınlarda, 30 gr; erkeklerde, 38 gr lif alımının önemli olduğu vurgulanmaktadır.

Bunun için armut, elma (kabuklu), incir, portakal başta olmak üzere 5- 6 meyve, 3- 4 porsiyon sebze, 1 porsiyon kuru baklagil yemeği ve bulgurdan oluşan bir tahıl yemeği, 5- 6 dilim tam buğday ekmeği tüketilmelidir.

  • Haftada bir gün detoks veya daha kontrollü beslenmeye ne dersiniz?

Vücudumuz, hava kirliliğinden, stresten, kötü duruştan, masa başı işlerden ve kötü beslenme alışkanlıklarından dolayı saldırıya uğramaktadır. Aylar ve yıllar geçtikçe, etkiler birikir ve ciltte çatlamalar, baş ağrıları, ülser, kanser ve kalp rahatsızlıkları gibi birçok değişik form kazanır.

Bu durumda detoks devreye girebilir. Detoks programında, vücudumuzu zarar veren maddeleri uzaklaştırırız ve toksinlerin yok edilmesini-hücrelerin yenilenmesini hızlandırmak için ona doğru besinleri veririz. A, C ve E vitaminleri ile selenyum antioksidan olarak bilinirler ve sağlık için hayati önem kazanırlar. Bizi enfeksiyonlardan korumakla kalmazlar, aynı zamanda kanser, kalp hastalıkları gibi hastalıklardan ve erken yaşlanmakla ilgili ciddi durumlardan da korurlar.

Antioksidanların en iyi bulunduğu yerler, çiğ olarak tüketilen meyveler ve sebzelerdir.

Anti-Aging alışkanlıklarının devamını bir sonraki aylık bültenimizde sizlerle paylaşacağım…

İlgili Yazılar

Ne yerseniz O’sunuz

Yaşam döngüsünün işlendiği BODY WORLDS sergisine gidenler eminim çok etkilenmişlerdir, bende onlardan biriyim.  Body Worlds, insanlıkla ve kendi kendinizle unutulmaz bir karşılaşma olarak nitelendiriliyor. Vücudun işleyişini, formunu ve potansiyelini; döllenme

KIRILMASI GEREKEN DİYET KURALLARI

Gitsin eskiler gelsin yeni kurallar. Televizyonlarda, dergilerde, gazetelerde sürekli yeni kilo kaybı kuralları ve diyet programları bombardımanına uğruyoruz. Kulaktan kulağa yayılan bazı yanlış bilgiler, diyet yapanlara yarardan çok zarar veriyor.  Peki, bu kadar iddia varken neye inanmalıyız. Haklısınız bazen

Siz de mi sebze sevmeyenlerdensiniz?

Sebzeler, bir tabaktaki yemeği daha çekici hale getirmek için kullanılan garnitürlerden çok daha fazla değere sahiptir. Sebze tüketmiyorsanız, posa, antioksidan ve diğer fitokimyasalları vücudunuza almıyorsunuz demektir. Bu nedenle sebze grubundan

0 Yorum

Yorum yapılmamış!

Yorum yapan ilk kişi olmak için yorum yapın!

Yorum Yap