http://www.dilarakocak.com.tr http://www.dilarakocak.com.tr
Adolesan (Ergenlik) Dönemi Yazdır E-posta

ImageKızlarda 10, erkeklerde 12 yaşında başlayan ve ortalama 5 yıl süren ergenlik, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönemde fizyolojik, psikolojik ve sosyal yönden birçok değişim bir arada yaşanabilir. Bu dönemde kızlarda 15 -20 cm, erkeklerde ise 20-25 cm boy artışı olur. Vücutta hızlı bir kilo artışı gözlenir. Daha önce salgılanmayan seks hormonlarının salgılanması artar.

Ergenlik döneminde alınan fazla kilolar vücuttaki yağ hücresinin sayısının artmasına sebep olacağından yetişkinlik dönemi için tehlikelidir. Özellikle kız çocuklarında bu dönemde vücut şekli çok önemli hale gelir, kendilerini diğer arkadaşları veya medyada örnek gösterilen kişilerle kıyaslayabilirler. Bunun sonucunda da bilinçsiz diyetler yapıp vücutlarında kalıcı hasarlara yol açabilirler. Günümüzde diyet yaşı gittikçe düşüyor ergenlik döneminde çocuğunuzun bu tür kilo verme isteklerini ciddiye alın ve yanlış bir program yapmasına engel olun ve bir uzmandan yardım almaya çalışın

Gençlerin ne kadar büyüyebilecekleri anne ve babalarından aldığı genler kadar beslenmeleri ile de ilgilidir. Yapılan çalışmalara göre kısa ve şişman olan anne ve babaların çocukları da kilolu ve kısa olmaya daha eğilimlidirler.

Bu dönemdeki hızlı büyüme sebebiyle, beslenme kalitesi, enerji ve besin öğelerinin yeterli ve dengeli tüketimi büyük önem taşır. Buna karşın ev dışında geçirilen zamanın artması ve düzensizleşen yaşam biçimine bağlı olarak pratik ve hazır yemeklerin sıkça tüketilmesi, besin gereksinimlerinin tam karşılanamamasına sebep olabilir.

  • Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda
  • Boy uzaması yavaşlar veya durabilir.
  • Büyüme ve gelişme eksik kalır.
  • Dengesiz beslenme ve hareketsizlik sonucu şişmanlık görülür.
  • Özellikle kızlarda demir yetersizliği anemisi (kansızlık) görülebilir.
  • Kas oluşumu ve kemik gelişimi istenildiği şekilde tamamlanamayabilir.
  • İyot yetersizliğine bağlı guatr oluşabilir.

Aşırı şişmanlık (obezite) hangi yaşta görülürse görülsün, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon (hipertansiyon), şeker hastalığı (diyabet), yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri aşırı şişmanlık ile doğrudan ilişkili hastalıklar arasındadır. Aşırı şişmanlık; özellikle kız adölesanlar arasında daha yaygındır. Bu sorunun nedeni, yanlış ve kötü alışkanlıkların yanı sıra, bu dönemde kızlarda adipoz (yağ) dokusunun gelişiminin erkeklere oranla daha fazla olmasıdır.

Kötü beslenmeye bağlı olarak görülen bir diğer sorun da kansızlıktır (anemi). Adet görme (menstrüasyon) ve demir eksikliği, yine bu dönemdeki kızların kansızlığa daha yatkın olmalarına yol açar. Her gün 4-5 köfte kadar hayvansal protein mutlaka alınmalıdır. Bunun yanı sıra, haftada 3-4 tane yumurta tüketilmelidir.

Erişkin kemik kitlesinin yüzde 50’sinden fazlası, ergenlik döneminde (adölesan çağda) oluşur. Kemik kitlesinin maksimum düzeye ulaşabilmesi, günlük kalsiyum gereksiniminin karşılanması ile mümkündür. Kalsiyum alımının yeterliliği, sağlam bir kemik yapısı oluşumunu sağlayarak ileriki dönemde görülebilecek osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltır. Adölesanların gereksinimlerini karşılayabilmeleri için günlük 1300 mg kalsiyuma ihtiyaçları vardır.

Bazı besinlerin kalsiyum oranları

  • 2 bardak süt                 476  mg
  • 2 dilim peynir                292 mg
  • 1 kase yoğurt                222 mg
  • 1 yemek kaşığı pekmez  40 mg
  • 1 kivi                             100 mg
  • 50 gram maydanoz      100 mg

 



 





Dilara Koçak öneriyor

Erkekler İçin Ne Kadar Vitamin- Mineral?

maneating.jpgGünümüzde, kadınlar kadar erkeklerde vücutlarına yatırım yapmaya ve beslenmelerine oldukça önem göstermeye başladı. Ancak yine de birçok erkek, vücudu için anahtar niteliğindeki vitamin ve minerallerin eksikliğini yaşıyor. Çalışmalarda erkeklerin %77’sinin yeterli magnezyum almadığını, D vitamini ve B12 vitamini eksikliği yaşadığını göstermekte. Tabii potasyum ve iyodu da unutmamak gerek. Şimdi bakalım sizin beslenmeniz aşağıda önerildiği gibi yeterli vitamin-mineral içeriyor mu?

 
Ramazan Gelir, Hoş Gelir

En önemli öğün SAHUR’dur
Günlük hayatımızda az ve sık yeme prensibinin önemini artık birçoğumuz biliyoruz, ramazanda da bu tutumu sürdürmeliyiz. Bunun için öğün sayısı arttırılmalı ve mutlaka sahur yapılmalıdır. Sahurda, reflü problemi olanlar gazlı ve kafein içeriği yüksek içecekleri tüketmemelidir. Kızartmalar, hamurlu yiyecekler ve tatlılardan uzak durulması önem taşır. Çok tuzlu ve baharatlı yemekler tüketmek de susamayı tetikleyecektir.
Ramazan ayında bireylerin beslenme alışkanlıklarında bazı değişiklikler yaşanması normal, öğün düzeni ve saati ile tüketilen miktarlardaki artış, en önemli değişiklik oluyor ancak her dönemde olduğu gibi bu dönemde de yeterli ve dengeli beslenilmelidir. “Oruç”, hem bedenimizi hem ruhumuzu temizlemek için her yılın otuz günü bize sunulmuş bir fırsattır. Bu fırsatı sağlığınızı bozmadan değerlendirmek için özen göstermek gerekir. Tabı bu dini vecibenin sağlıklı bireyler için olduğunu unutmamak lazım, kronik hastalığı olup, sürekli ilaç kullanması gerekenler özellikle şeker hastaları mutlaka hekim izni ile oruç tutmaya başlamalıdır.

 
Yaz Kâbusunuz Olmasın

Özellikle yaz aylarında artan hastalıklardan biri de ishal ya da diğer adıyla “diare”dir. Daha çok gelişmekte olan ülkelerde yeterli hijyen koşulları sağlanamaması nedeniyle, mikrobik ishallere özellikle yaz aylarında daha sık rastlanmaktadır.  Ve eğer özen göstermezsek, bir tatilimizi “yaz kâbusu” haline getirebilir.

 
Karaciğer Sağlığı ve Enginar

Karaciğer vücudun en ağır ve en büyük organıdır. Yerine getirdiği görevler nedeniyle de vücudumuzda çok önemli bir yere sahiptir.

Karaciğerimiz; protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, ilaçların ve birtakım elementlerin vücutta işlem görebilmesini sağlamadan sorumlu olan organımızdır. Karaciğerin yenilenme özelliği vardır. Ancak bu yenilenmeyi gerçekleştirebilmek için beslenmemizde de bazı değişiklikler yapmak gerekir.


 
Anti - Aging Alışkanlıkları - 2

Zamana meydan okumak her daim genç ve sağlıklı olmayı kim istemez? Diye başlayan antiaging beslenme alışkanlıkları konusuna geçen ay ki bültenimizde başlamış ve özetle şunları söylemiştik.

Anti-agingde ilk adım sağlık muayenesidir. Kişi sağlıklıysa, bunun üstüne anti-aging destekleri  inşa edilir. Yetersizlik veya hatalar tespit edilip, yerine konmaya çalışılır. Yaşlanmanın önüne geçilemez ama fiziksel ihtiyarlamanın önüne geçilebilir. Yaşlanmanın tüm belirtileri yavaşlatılabilir, hatta yeniden yapılandırılan bir beslenme tarzı ile kaliteli yaşam süresi uzatılabilir. Bunun için;

Posa yönünden zengin dengeli bir beslenme tarzı hedefleyin
Haftada bir gün detoks veya daha kontrollü beslenmeye özen gösterin

Şimdi kaldığımız yerden şöyle devam ediyoruz.


 
Cuma, 03 Eylül 2010
Şu anda 14 misafir bağlı

Milliyet

ucuz alışveriş LCD LED Televizyon Tv Televizyon Ürünleri Hediye Saat