http://www.dilarakocak.com.tr http://www.dilarakocak.com.tr
Kahve ve Kafein Yazdır E-posta

Image“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” derler büyüklerimiz… Kahve, kültürümüze o kadar yerleşmiştir ki nerdeyse günün her saatinde, her yemekten sonra tüketilir.

Orta yaş grubundakiler, kahvenin esas tadını alabilmek için sade olacak şekilde tüketmeyi tercih ederler. Gençlerin kahveye olan ilgisi ise aromalı kahvelerin son yıllarda hayatımıza hızlı giriş yapmasıyla artış göstermiştir.

Kahve, Afrika, Güney Amerika ve Güney Asya gibi tropik ülkelerde yetişen coffea arabica, coffea caneford gibi kahve ağaçlarının tohumlarından elde edilir. Dünyada tüketilen kahvenin yarısından fazlası Brezilyada üretilir. Yetiştirildiği bölgenin özelliğine göre değişik türde kahve vardır. Coffea ağacı; çiçekleri beyaz ve hoş kokuludur. Kahve meyvesi; büyüklüğü, şekli ve rengindeki benzerlikler nedeniyle kiraza benzetilmektedir. Kahve tohumları kullanılmadan önce kavrulur. Kavurma esnasında kahve tohumundaki gazlar açığa çıkar, su kaybolur, tad veren aromatik esanslar oluşur. Ortaya çıkan bu öğeler kahveye kendi özelliğini kazandırır.

Kahve, kafein haricinde yaklaşık 400 kimyasal, eser miktarda antioksidan ve niasin içerir. Ayrıca mineraller, tanen ve karamelize olmuş şeker içerir. Kahvenin kendisi kalori içermez ancak süt, krema ve şeker eklemesiyle kalorisi katlanır.

Faydaları…

Yapılan bir çalışmaya göre kahve, yaşlı bireylerin daha hızlı düşünmesine sağlamakta ve hatırlama yeteneğinin artmasına yardımcı olmaktadır. 80 yaşın üstünde bulunan bayanlar üstünde yapılan çalışmada, önceden kahve tüketimi olanların mental fonksiyon testlerinde daha iyi performans gösterdikleri, küçük çapta yapılan bir başka araştırmaya göre ise günde 3 fincan kahve tüketmenin Alzheimer hastalığı gelişim riskini %60 oranında azalttığı bulunmuştur.

Fazla tüketilmesi halinde…
  • Infertilite. Yapılan birçok çalışmada, günde 300 mg dan daha fazla kafein alımının gebe kalmayı geciktirdiğini bulunmuştur. Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltabiliyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor.
  • Kalp problemleri. Kafein, kan basıncında ani yükselmelere sebep olmaktadır. Bazı hassas bireylerde kalp aritmisini arttırır. Düzensiz kalp atışları, kalp çarpıntısına ya da taşikardi gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor.
  • Kemik kaybı. Çok fazla miktarda kahve tüketmek idrarla kalsiyum atımını arttırır. Bu kaybı dengeleyebilmek için aşırı kahve tüketen kişiler, kalsiyum zengini besinlerden bol miktarda tüketmeye dikkat etmelidirler.
  • Kafein, idrara çıkışı arttırır. Ancak diüretik etki kafeinin miktarına bağlıdır. Kafein alımı arttıkça, sıvı atım miktarı da artmaktadır. Bu durum erkeklerde prostat problemleri ile ilişkili olabilir.
  • Uyku düzensizliği. Uykuya dalmayı zorlaştırır veya uyku süresini azaltabilir.
  • Duygu durumu. Gerginlik ve asabiyete sebep olabilir.

Aşırı kahve tüketen bireyler, kahveyi aniden keserlerse ilk birkaç gün baş ağrısı, gerginlik, uyuklama gibi semptomlarla karşılaşabilirler. Bu durumda yavaş yavaş azaltmak çözüm olacaktır.

Kahve, kafeinin en önemli kaynağıdır. İçeceklerdeki kafein miktarı kahve çeşidine, miktarına ve kafeinli olup olmamasına göre değişmektedir. 150 ml kahvenin kafein içeriği kavrulmuş ve öğütülmüş kahve için 80 mg, instant kahve için 65 mg, kafeinsiz kahve için 3 mg, cappuccino için 90 -100 mg kabul edilmiştir. 60 ml exspresso kahve (sade) 100 mg kafein içerir.
Kahvenin uyarıcı özelliği kafeinden dolayıdır.

Günlük alınabilecek maksimum kafein için; kahve tüketiminizi günlük 2 fincanla sınırlı tutmanız sağlık için olumlu olacaktır. Kafeinsiz kahve tüketiyorsanız bu ölçü biraz daha arttırılabilir.





Dyt. Gamze Şanlı
Yazar Hakkında:
2003 yılında İzmir Özel Fatih Fen Lisesini bitirdikten sonra 2007 yılında Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldu. 2009 güz döneminde Haliç Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde yüksek lisans eğitimine başladı.
Devamı >>


 
< Önceki   Sonraki >





Dilara Koçak öneriyor

Erkekler İçin Ne Kadar Vitamin- Mineral?

maneating.jpgGünümüzde, kadınlar kadar erkeklerde vücutlarına yatırım yapmaya ve beslenmelerine oldukça önem göstermeye başladı. Ancak yine de birçok erkek, vücudu için anahtar niteliğindeki vitamin ve minerallerin eksikliğini yaşıyor. Çalışmalarda erkeklerin %77’sinin yeterli magnezyum almadığını, D vitamini ve B12 vitamini eksikliği yaşadığını göstermekte. Tabii potasyum ve iyodu da unutmamak gerek. Şimdi bakalım sizin beslenmeniz aşağıda önerildiği gibi yeterli vitamin-mineral içeriyor mu?

 
Ramazan Gelir, Hoş Gelir

En önemli öğün SAHUR’dur
Günlük hayatımızda az ve sık yeme prensibinin önemini artık birçoğumuz biliyoruz, ramazanda da bu tutumu sürdürmeliyiz. Bunun için öğün sayısı arttırılmalı ve mutlaka sahur yapılmalıdır. Sahurda, reflü problemi olanlar gazlı ve kafein içeriği yüksek içecekleri tüketmemelidir. Kızartmalar, hamurlu yiyecekler ve tatlılardan uzak durulması önem taşır. Çok tuzlu ve baharatlı yemekler tüketmek de susamayı tetikleyecektir.
Ramazan ayında bireylerin beslenme alışkanlıklarında bazı değişiklikler yaşanması normal, öğün düzeni ve saati ile tüketilen miktarlardaki artış, en önemli değişiklik oluyor ancak her dönemde olduğu gibi bu dönemde de yeterli ve dengeli beslenilmelidir. “Oruç”, hem bedenimizi hem ruhumuzu temizlemek için her yılın otuz günü bize sunulmuş bir fırsattır. Bu fırsatı sağlığınızı bozmadan değerlendirmek için özen göstermek gerekir. Tabı bu dini vecibenin sağlıklı bireyler için olduğunu unutmamak lazım, kronik hastalığı olup, sürekli ilaç kullanması gerekenler özellikle şeker hastaları mutlaka hekim izni ile oruç tutmaya başlamalıdır.

 
Yaz Kâbusunuz Olmasın

Özellikle yaz aylarında artan hastalıklardan biri de ishal ya da diğer adıyla “diare”dir. Daha çok gelişmekte olan ülkelerde yeterli hijyen koşulları sağlanamaması nedeniyle, mikrobik ishallere özellikle yaz aylarında daha sık rastlanmaktadır.  Ve eğer özen göstermezsek, bir tatilimizi “yaz kâbusu” haline getirebilir.

 
Karaciğer Sağlığı ve Enginar

Karaciğer vücudun en ağır ve en büyük organıdır. Yerine getirdiği görevler nedeniyle de vücudumuzda çok önemli bir yere sahiptir.

Karaciğerimiz; protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, ilaçların ve birtakım elementlerin vücutta işlem görebilmesini sağlamadan sorumlu olan organımızdır. Karaciğerin yenilenme özelliği vardır. Ancak bu yenilenmeyi gerçekleştirebilmek için beslenmemizde de bazı değişiklikler yapmak gerekir.


 
Anti - Aging Alışkanlıkları - 2

Zamana meydan okumak her daim genç ve sağlıklı olmayı kim istemez? Diye başlayan antiaging beslenme alışkanlıkları konusuna geçen ay ki bültenimizde başlamış ve özetle şunları söylemiştik.

Anti-agingde ilk adım sağlık muayenesidir. Kişi sağlıklıysa, bunun üstüne anti-aging destekleri  inşa edilir. Yetersizlik veya hatalar tespit edilip, yerine konmaya çalışılır. Yaşlanmanın önüne geçilemez ama fiziksel ihtiyarlamanın önüne geçilebilir. Yaşlanmanın tüm belirtileri yavaşlatılabilir, hatta yeniden yapılandırılan bir beslenme tarzı ile kaliteli yaşam süresi uzatılabilir. Bunun için;

Posa yönünden zengin dengeli bir beslenme tarzı hedefleyin
Haftada bir gün detoks veya daha kontrollü beslenmeye özen gösterin

Şimdi kaldığımız yerden şöyle devam ediyoruz.


 
Cuma, 03 Eylül 2010
Şu anda 15 misafir bağlı

Milliyet

ucuz alışveriş LCD LED Televizyon Tv Televizyon Ürünleri Hediye Saat