http://www.dilarakocak.com.tr http://www.dilarakocak.com.tr
Kimler Diyabet Riski Altında? Yazdır E-posta

ImageDiyabet her yaşta ortaya çıkabilir, yaşam boyu sürer ve tedavi edilmesi gerekir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla artmaya devam eden, dünyanın en yaygın kronik hastalığı olarak kabul edilen “Diyabet“ pankreastan salgılanan insülin hormonunun yokluğu veya işlevini tam olarak yerine getirememesi sonucu ortaya çıkan bir metabolizma hastalığıdır. Günümüzde, diyabet konusundaki araştırmalar hızla ve artarak devam etmektedir. Yapılan son çalışmaların sonuçlarının çok sayıda doktor, diyetisyen ve hemşireye aktarıldığı 45. Ulusal Diyabet Kongresi ise 20- 24 Mayıs 2009 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşmiştir.

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2000 yılındaki son verilerine göre dünyada 171 milyon diyabet hastası vardır ve bu rakamın 2030 yılında 366 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.  DSÖ ile birlikte Türkiye çapında yapılmış olan çalışmanın sonuçları 2000 yılı nüfusuna yansıtıldığında Türkiye'de 3,2 milyon diyabetli hasta olduğu düşünülmektedir. Yaklaşık 2,8 milyon kişi ise, gizli diyabet hastasıdır. Sonuç olarak, diyabet ülkemizde yaklaşık %7’lik grubu yakından ilgilendirmektedir.

Diyabet; Erken tanı ve iyi bir tedavi ile bireyin normal yaşam kalitesini düşürecek bir hasara sebep olmayan ancak tedavi edilmediği durumda ciddi organ hasarlarına yol açan bir hastalıktır. 

Kısa dönemdeki komplikasyonları;
  • Hipoglisemi
  • Hiperglisemi
  • Laktik Asidoz

Uzun dönemdeki komplikasyonları;
  • Retinopati (gözlerin hasar görmesi)
  • Nöropati (sinirlerin hasar görmesi)
  • Nefropati (böbreklerin hasar görmesi)
  • Diyabetik ayaktır.

Kimler risk altında?

  • Beden kitle indeksi 25 kg/m2’nin üstünde olanlar ve bel çevresi (kadınlarda > 80 cm ve erkeklerde > 94 cm ) geniş olanlar
  • Birinci derece akrabalarda diyabet öyküsü olanlar (anne, baba, kardeş gibi)
  • Total, LDL kolesterol ve trigliseridleri yüksek veya HDL kolesterol düzeyi düşük olanlar
  • Kalp damar hastalığı bulunanlar
  • Polikistik over hastalığı olanlar
  • Kan basıncı yüksek olanlar
  • Hamilelikte Gestasyonel Diyabet tanısı konmuş veya 4 kg üzerinde çocuk doğurmuş olanlar
  • Daha önceden gizli şeker tanısının konan bireyler

 Yüksek riskli grupta kabul edilmektedir.

Nasıl tedavi edilir?
Diyabet tedavisi dört ana bileşenden oluşmaktadır.

Tıbbi Beslenme Tedavisi
Diyabet tedavisinin çok önemli bir parçasıdır. Diyabetlilere, diyet yapmaları değil yaşam tarzı değişikliği yapmaları önerilmektedir. Sağlıklı beslenmeyi öğrenmek, kan şekeri kontrolünü sağlamada altın anahtar niteliğindedir. Diyabetli bireye özgü beslenme planı uygulanarak, hipo ve hiperglisemi oluşumu önlenmelidir. Bireye, hangi besini, hangi miktarlarda ve hangi sıklıkta yemesi gerektiği öğretilmelidir.

Egzersiz
Kan şekeri kontrolünü sağlamaya yardımcı olur.  Alınan besinlerin, kas dokuları tarafından kullanımını hızlandırır, egzersiz esnasında kaslar 20 kat daha fazla glukoz kullanır. Yapılan araştırmalar Tip 2 diyabetlilerin yaklaşık %80-85’i obez olduğunu göstermektedir. Bu nedenle düzenli egzersiz yapan bireylerde, enerji harcamasına bağlı olarak yağ dokusu kaybı gerçekleşeceği için kilo kontrolü de sağlanmış olur. Haftada en az 3 gün 30 dakikalık yürüyüş önerilmektedir.

İlaç/ insülin
Tip 1 diyabet hastası olan bireylerin insüline ihtiyaçları vardır. Vücut insülin yapamadığı için mutlaka enjeksiyon veya pompa yolu ile yerine konulmalıdır. Tip 2 diyabetlilerde ise beslenme tedavisi yeterli olmazsa, kan şekerini dengeleyebilmek için ilaçlara veya insülin kullanımına ihtiyaç duyulabilir.

Diyabet Eğitimi

Diyabetli bireyin, diyabet hakkında gerekli eğitimi alması büyük önem taşımaktadır. Diyabet yaşam boyu süren bir hastalık olduğu için; Kan şekeri ölçümünü ve kontrolünü yapabilmeli, sonuçlarını değerlendirebilmeli, nasıl beslenmesi gerektiğini öğrenmelidir. Bunun için hekim, diyetisyen ve hemşireden oluşan sağlık ekibinden eğitim almalıdır.




Dyt. Gamze Şanlı
Yazar Hakkında:
2003 yılında İzmir Özel Fatih Fen Lisesini bitirdikten sonra 2007 yılında Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldu. 2009 güz döneminde Haliç Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde yüksek lisans eğitimine başladı.
Devamı >>


 
< Önceki   Sonraki >





Dilara Koçak öneriyor

Erkekler İçin Ne Kadar Vitamin- Mineral?

maneating.jpgGünümüzde, kadınlar kadar erkeklerde vücutlarına yatırım yapmaya ve beslenmelerine oldukça önem göstermeye başladı. Ancak yine de birçok erkek, vücudu için anahtar niteliğindeki vitamin ve minerallerin eksikliğini yaşıyor. Çalışmalarda erkeklerin %77’sinin yeterli magnezyum almadığını, D vitamini ve B12 vitamini eksikliği yaşadığını göstermekte. Tabii potasyum ve iyodu da unutmamak gerek. Şimdi bakalım sizin beslenmeniz aşağıda önerildiği gibi yeterli vitamin-mineral içeriyor mu?

 
Ramazan Gelir, Hoş Gelir

En önemli öğün SAHUR’dur
Günlük hayatımızda az ve sık yeme prensibinin önemini artık birçoğumuz biliyoruz, ramazanda da bu tutumu sürdürmeliyiz. Bunun için öğün sayısı arttırılmalı ve mutlaka sahur yapılmalıdır. Sahurda, reflü problemi olanlar gazlı ve kafein içeriği yüksek içecekleri tüketmemelidir. Kızartmalar, hamurlu yiyecekler ve tatlılardan uzak durulması önem taşır. Çok tuzlu ve baharatlı yemekler tüketmek de susamayı tetikleyecektir.
Ramazan ayında bireylerin beslenme alışkanlıklarında bazı değişiklikler yaşanması normal, öğün düzeni ve saati ile tüketilen miktarlardaki artış, en önemli değişiklik oluyor ancak her dönemde olduğu gibi bu dönemde de yeterli ve dengeli beslenilmelidir. “Oruç”, hem bedenimizi hem ruhumuzu temizlemek için her yılın otuz günü bize sunulmuş bir fırsattır. Bu fırsatı sağlığınızı bozmadan değerlendirmek için özen göstermek gerekir. Tabı bu dini vecibenin sağlıklı bireyler için olduğunu unutmamak lazım, kronik hastalığı olup, sürekli ilaç kullanması gerekenler özellikle şeker hastaları mutlaka hekim izni ile oruç tutmaya başlamalıdır.

 
Yaz Kâbusunuz Olmasın

Özellikle yaz aylarında artan hastalıklardan biri de ishal ya da diğer adıyla “diare”dir. Daha çok gelişmekte olan ülkelerde yeterli hijyen koşulları sağlanamaması nedeniyle, mikrobik ishallere özellikle yaz aylarında daha sık rastlanmaktadır.  Ve eğer özen göstermezsek, bir tatilimizi “yaz kâbusu” haline getirebilir.

 
Karaciğer Sağlığı ve Enginar

Karaciğer vücudun en ağır ve en büyük organıdır. Yerine getirdiği görevler nedeniyle de vücudumuzda çok önemli bir yere sahiptir.

Karaciğerimiz; protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, ilaçların ve birtakım elementlerin vücutta işlem görebilmesini sağlamadan sorumlu olan organımızdır. Karaciğerin yenilenme özelliği vardır. Ancak bu yenilenmeyi gerçekleştirebilmek için beslenmemizde de bazı değişiklikler yapmak gerekir.


 
Anti - Aging Alışkanlıkları - 2

Zamana meydan okumak her daim genç ve sağlıklı olmayı kim istemez? Diye başlayan antiaging beslenme alışkanlıkları konusuna geçen ay ki bültenimizde başlamış ve özetle şunları söylemiştik.

Anti-agingde ilk adım sağlık muayenesidir. Kişi sağlıklıysa, bunun üstüne anti-aging destekleri  inşa edilir. Yetersizlik veya hatalar tespit edilip, yerine konmaya çalışılır. Yaşlanmanın önüne geçilemez ama fiziksel ihtiyarlamanın önüne geçilebilir. Yaşlanmanın tüm belirtileri yavaşlatılabilir, hatta yeniden yapılandırılan bir beslenme tarzı ile kaliteli yaşam süresi uzatılabilir. Bunun için;

Posa yönünden zengin dengeli bir beslenme tarzı hedefleyin
Haftada bir gün detoks veya daha kontrollü beslenmeye özen gösterin

Şimdi kaldığımız yerden şöyle devam ediyoruz.


 
Cuma, 03 Eylül 2010
Şu anda 16 misafir bağlı

Milliyet

ucuz alışveriş LCD LED Televizyon Tv Televizyon Ürünleri Hediye Saat