http://www.dilarakocak.com.tr http://www.dilarakocak.com.tr
Yulaf Mutlaka Hayatınızda Olmalı Yazdır E-posta

ImageGünlük beslenme içinde yulaf tüketmek çoğumuzun aklınıza gelmeyebilir. Kahvaltı seçeneği olarak beslenme alışkanlığımızda yer alan geleneksel bir seçim değildir, ancak sağlığa olan faydalarını okuyunca beslenmenize eklemek isteyeceğinizi düşünüyorum. Bunun için günlük hayat uygun atıştırmalık olarak da kullanabileceğiniz yeni ürünlerin varlığı da yulaf tüketimini arttıracak diye düşünüyorum. Bu konuda Betaglucare isimli ürünü başarılı buluyorum ve denemenizi tavsiye ederim.

Yulaf en değerli tahıllardan biridir

Yulaf, diğer tahıllara göre daha yüksek oranda çözünür posa içerir. Ayrıca demir, manganez, çinko ve E vitamini, tiamin, niasin, riboflavin, folat ve diğer B grubu vitaminlerinin iyi kaynağı kaynaklarındandır. Yulaf aynı zamanda iyi bir selenyum kaynağıdır. Selenyum, vücut için önemli bir antioksidandır, astım ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur, DNA tamiri ve özellikle kolon kanseri olmak üzere kanser riskini azaltır. Yulaf, magnezyum mineralinden de zengindir. Magnezyum, vücudun glukoz ve insülin salınımında görev alan 300’den fazla enzimin salınımı için gerekli, önemli bir mineraldir.

Yulafın kendi yapısında betaglukan isimli, suda çözünebilen bir lif bulunur. Yulaf betaglukan'ının, insan sağlığına üç ayrı olumlu etkisi bulunmaktadır:

Kolesterolü düşürür

Betaglukan beslenmenize eklendiğinde midenizde çözünür ve jel oluşumu meydana gelir. Bu jel yapı, midede ve ince bağırsakta safra asidini bağlayıp dışkı yolu ile dışarı atılmasını sağlar. Bunun sonucunda karaciğer, yeniden safra asidi üretmek için kandaki kolesterolü kullanır ve böylece LDL (kötü huylu) kolesterolde ve toplam kolesterol seviyesinde düşme sağlanır. Günde 3 gram yulaf betaglukanı, düzenli olarak tüketildiğinde; kolesterolde %10’a varan düşüş sağlayabilir.

Kan şekerini düzenlemeye yardımcıdır

Betaglukan aynı zamanda diyabet üzerine de faydalı etkiye sahiptir. Tip 2 diyabetli bireylerde yulaftan zengin bir beslenmenin kan şekerini daha iyi dengelediği gözlenmiştir. Güne kan şekeri dengeleyici özelliği olan yulaf gibi bir besinle başlamak gün boyunca kan şekeri kontrolünün sağlanmasına yardım eder. Ya da piyasada bulunan yulaf kepeğinin sıkıştırılması yöntemi ile elde edilen ve her porsiyonunda 3 gram yulaf betaglukanı içeren, %100 doğal içerikli Betaglucare tercih edilebilir. Bu ürün, gün içinde atıştırmalık olarak tercih edilebileceği gibi nötr tadıyla her türlü besine de karıştırılabiliyor, yulaf sevmeyenlere çok iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Günlük takviye ile alınan 3 gram yulaf betaglukanı ile tokluk kan şekerinde %36’ya, insülin salgısında ise %44’e varan düşüş sağlamaktadır. Ayrıca Tip 2 diyabet hastalarında da öğün sonrası kan şekerinin hızla yükselmesini engellemektedir.

Mide ve Bağırsak çalışmasını düzenler

Yulaf betaglukanı olumlu etkisini midede ve bağırsakta bal kıvamında bir jele dönüşerek gerçekleştirir. Diğer suda çözünmeyen liflerin aksine doğru miktarda alınan yüksek kaliteli betaglukan midede ve bağırsakta safra asidini bağlayan ve şeker emilimini geciktiren viskoz bir jel oluşturur. Bu olumlu etkinin yanı sıra barsak ve sindirim sistemine da yardımcıdır. Uzun süreli tokluk hissi yaratarak kilo kontrolünü de desteklemektedir.

*** Yulaf betaglukanının, faydalı etkilerini görebilmek için, kalite ve miktar önemli olduğu unutulmamalıdır. Günde 3 gram yulaf betaglukanı alımı, ideal olarak nitelendirilebilir.










Uzm. Dyt. Dilara Koçak
Yazar Hakkında:
Dilara Koçak 1994 yılında Hacettepe Ün. Beslenme ve Diyetetik Bölümünden mezun oldu  1996 yılında aynı üniversite de yüksek lisans eğitimini de tamamlayarak Uzman Diyetisyen ünvanını aldı.
Devamı >>


 
< Önceki   Sonraki >





Dilara Koçak öneriyor

Erkekler İçin Ne Kadar Vitamin- Mineral?

maneating.jpgGünümüzde, kadınlar kadar erkeklerde vücutlarına yatırım yapmaya ve beslenmelerine oldukça önem göstermeye başladı. Ancak yine de birçok erkek, vücudu için anahtar niteliğindeki vitamin ve minerallerin eksikliğini yaşıyor. Çalışmalarda erkeklerin %77’sinin yeterli magnezyum almadığını, D vitamini ve B12 vitamini eksikliği yaşadığını göstermekte. Tabii potasyum ve iyodu da unutmamak gerek. Şimdi bakalım sizin beslenmeniz aşağıda önerildiği gibi yeterli vitamin-mineral içeriyor mu?

 
Ramazan Gelir, Hoş Gelir

En önemli öğün SAHUR’dur
Günlük hayatımızda az ve sık yeme prensibinin önemini artık birçoğumuz biliyoruz, ramazanda da bu tutumu sürdürmeliyiz. Bunun için öğün sayısı arttırılmalı ve mutlaka sahur yapılmalıdır. Sahurda, reflü problemi olanlar gazlı ve kafein içeriği yüksek içecekleri tüketmemelidir. Kızartmalar, hamurlu yiyecekler ve tatlılardan uzak durulması önem taşır. Çok tuzlu ve baharatlı yemekler tüketmek de susamayı tetikleyecektir.
Ramazan ayında bireylerin beslenme alışkanlıklarında bazı değişiklikler yaşanması normal, öğün düzeni ve saati ile tüketilen miktarlardaki artış, en önemli değişiklik oluyor ancak her dönemde olduğu gibi bu dönemde de yeterli ve dengeli beslenilmelidir. “Oruç”, hem bedenimizi hem ruhumuzu temizlemek için her yılın otuz günü bize sunulmuş bir fırsattır. Bu fırsatı sağlığınızı bozmadan değerlendirmek için özen göstermek gerekir. Tabı bu dini vecibenin sağlıklı bireyler için olduğunu unutmamak lazım, kronik hastalığı olup, sürekli ilaç kullanması gerekenler özellikle şeker hastaları mutlaka hekim izni ile oruç tutmaya başlamalıdır.

 
Yaz Kâbusunuz Olmasın

Özellikle yaz aylarında artan hastalıklardan biri de ishal ya da diğer adıyla “diare”dir. Daha çok gelişmekte olan ülkelerde yeterli hijyen koşulları sağlanamaması nedeniyle, mikrobik ishallere özellikle yaz aylarında daha sık rastlanmaktadır.  Ve eğer özen göstermezsek, bir tatilimizi “yaz kâbusu” haline getirebilir.

 
Karaciğer Sağlığı ve Enginar

Karaciğer vücudun en ağır ve en büyük organıdır. Yerine getirdiği görevler nedeniyle de vücudumuzda çok önemli bir yere sahiptir.

Karaciğerimiz; protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, ilaçların ve birtakım elementlerin vücutta işlem görebilmesini sağlamadan sorumlu olan organımızdır. Karaciğerin yenilenme özelliği vardır. Ancak bu yenilenmeyi gerçekleştirebilmek için beslenmemizde de bazı değişiklikler yapmak gerekir.


 
Anti - Aging Alışkanlıkları - 2

Zamana meydan okumak her daim genç ve sağlıklı olmayı kim istemez? Diye başlayan antiaging beslenme alışkanlıkları konusuna geçen ay ki bültenimizde başlamış ve özetle şunları söylemiştik.

Anti-agingde ilk adım sağlık muayenesidir. Kişi sağlıklıysa, bunun üstüne anti-aging destekleri  inşa edilir. Yetersizlik veya hatalar tespit edilip, yerine konmaya çalışılır. Yaşlanmanın önüne geçilemez ama fiziksel ihtiyarlamanın önüne geçilebilir. Yaşlanmanın tüm belirtileri yavaşlatılabilir, hatta yeniden yapılandırılan bir beslenme tarzı ile kaliteli yaşam süresi uzatılabilir. Bunun için;

Posa yönünden zengin dengeli bir beslenme tarzı hedefleyin
Haftada bir gün detoks veya daha kontrollü beslenmeye özen gösterin

Şimdi kaldığımız yerden şöyle devam ediyoruz.


 
Cuma, 03 Eylül 2010
Şu anda 15 misafir bağlı

Milliyet

ucuz alışveriş LCD LED Televizyon Tv Televizyon Ürünleri Hediye Saat