Afrika beni her zaman çok heyecanlandırıyor daha önce Güney Afrika’ya gitmiştim ve çok sevmiştim ancak Tanzanya ve Ngorongoro beni çok daha fazla etkiledi. Birçok farklı kültürün bir araya geldiği bu topraklar hâlâ samimiyeti, doğallığı ve dünyada bizden başka nice canlının kusursuz bir hiyerarşi içinde yaşadığının en güzel örneği, 100’den fazla kabile barış içinde yaşayabiliyor ve doğaya saygı ile itaat ediyorlar.

İstanbul’dan yaklaşık 7,5 saatlik bir yolculuğun ardından Tanzanya’ya vardık, ilk durağımız Afrika kıtasının en yüksek dağı olan, yerlilerin dilinde “Işıldayan Dağ” anlamına gelen Kilimanjaro dağıydı sabaha karşı varıp biraz otelde uyuduktan sonra gün doğumu ile küçük uçağımız ile Tanzanya keşfimiz başladı. Serengeti Milli Parkı uçsuz bucaksız bir arazi ve büyük çoğunlukla zebraların ve wildebeest adı verilen öküz başlı antilopların bulunduğu park “Afrika’nın Beş Büyükleri” olarak da bilinen aslan, fil, leopar, gergedan ve bufalolara da ev sahipliğini yapıyor. Biraz ürkerek, çoğu zamansa hayranlıkla gezdiğimiz parkta vahşi yaşamın pek çok örneğine rastladık.

16

 

18

 

13

Rehberimize göre en şanslı olduğumuz diğer konu ise bir filin kendiliğinden ölümüne şahit olabilmek ve sonraki süreçte fildişi çıkarılışını izlememizdi. Açıkçası çok kanlı ama unutulmayacak bir deneyimdi. Park yetkilileri hemen duruma müdahale etti ve usule uygun şekilde dişler çıkarılıp ölü fil doğanın akşına bırakıldı, aldığımız bilgiye göre 3 gün sonra filden geriye sadece kemikler kalmış olacaktı.

Seyahatim memelilerin en büyük göçü zamanına denk geldiği için, sulak alanlara göç eden milyonlarca antilop, bufalo ve zebra sürülerinin olağanüstü etkileyicilikte ve muhteşem bir düzen içinde olan göç serüvenlerini de gözlemleme şansım oldu. Açıkça söylemeliyim ki herkesin yaşamında en azından bir kez görmesi gereken bir manzaraydı. Bu arada akşam safarisine çıkıp aslan avına da şahit olmak aslanın avına nasıl yaklaştığını an be an izlemek ve büyük saygı ve ustalıkla gerçekleşen bir seramoni gibiydi önce dişiler avladı sonra erkek ve çocuk aslanlar geldi sırtlanlar sırasını bekledi ve sonra da akbabalar …

Tanzanya’da “Asların Korktuğu Kabile” de denilen Maasai’lerin yaşadığı köylere de gittik, bu kabilenin erkekleri aslan avı sonrası kız aldıkları için önce tedirgin oldum fakat yasaklandığını öğrenince deriiin bir soluk aldım.

6

Hâlâ kabile kültürünü sürdüren Maasai halkı, farklı kıyafetleri, doğayla iç içe olan yaşamları ve tabiki aslanlardan bile korkmayan cesaretleriyle alışılmışın dışında bir hayat sürüyorlar ve bu yaşam tarzından şikayetçi oldukları pek söylenemez hatta bence son derece mutlular.

2

 

1

E tabii gitmişken Maasai pazarına uğramadan da olmazdı, sadece lahana, mısır, patates, domates ve biraz da havuç bulunmasına rağmen Maasai pazarı tam bir renk cümbüşü, bir göz panayırıydı. Pazar yerindeki Maasai kadınlarıyla fotoğraf çekilmek isteyince önce karşı çıktılar fakat telefonumun ekranında kendilerini görünce hemen toparlanıp biraz da çekim havasına girerek pozlarını verdiler. Dikkatimi çekense bazı Maasai kadınlarının kafaları kırmızı renge boyanmıştı, neden boyadıklarını sorduğumda bunun bir gelenek olduğunu ve özel günlerinde geçerli olduğunu söylediler.

4

 

8

14

Her sabah güneş doğmadan kalkıp temiiiz Afrika havasını soluduktan sonra hemen, üstü açık jeep ile serin ve rüzgarlı Tanzanya sabahında, sabah safarisine çıktık. Geniş Afrika düzlüklerinde bir ağaç bulunca hemen altına yayılan sonra da miskin miskin yatan aslanların keyfi bizden daha yerindeydi diyebilirim

 

12

 

10

Daha sonra Afirka’nın ödüllü ve tek Türk pilotu olan Serkan Gül ile karşılaşmak güzel bir tesadüftü, Büyük Göç’ü bir de balondan takip edip bir kez daha hayran olduktan sonra o günü de bitirerek 3 gündür Büyük Göç’e daha yakın olmak için Kenya ve Tanzanyayı biribirinden ayıran sınır olan Mara nehrinin yakınlarına kurduğumuz kamp çadırımıza döndük.

11

9

Büyük Göç’e ve doğal yaşama odaklanırken kendi doğum günümü unutmuşuuum, Tanzanya’da güzel mi güzel, farklı mı farklı, eğleceli ve yerel danslarla dolu Tanzanya usulü bir doğum günü sürpriziyle karşılaştım; yaşamımdaki en farklı ve unutulmaz doğum günüydü.