Yaz ayları için benim favori tatlım dondurma. Üstelik farklı tarifler yaratmak için de ideal. Dondurmanın besin değeri ve meyveler ile muhteşem uyumu için hazır mısınız?
Dondurma yaz için favori atıştırmalığım yeterli ve dengeli beslenme düzeni içinde büyük küçük herkesin tercih edilebileceği bir alternatif. Ancak dondurma süt ve süt ürünleri içerdiği için hijyenik koşullarda üretilmeyen ve saklanmayan dondurmalar sağlığınız için bir tehdit oluşturabilir, hijyenik koşullarda üretilmiş, kapalı ambalajda satılan ürünleri daha güven verici buluyorum prosiyon kontrolü açısından mini seçimler olması da hoşuma gidiyor.
Süt ve süt ürünleri grubunda yer alan dondurma, içerdiği protein, karbonhidrat, yağ, A, D, E, grubu vitaminleri ve Kalsiyum, Fosfor, Magnezyum gibi mineraller ile yeterli ve dengeli beslenme düzeninde hem çocuklar hem de büyükler için iyi bir alternatiftir.
Dondurma iyi bir ara öğün müdür? Hem yetişkinler hem de çocuklar için mutluluk kaynağı dondurma iyi bir ara öğündür. Çünkü karbonhidrat protein ve yağ içermesi beslenme açısından istediğimiz bir dengedir.
EKŞİ SEVENLERE
2 top limonlu dondurma
1 fincan böğürtlen
1 çay bardağı soğuk süt
Taze nane yaprakları
1 çay bardağı soğuk süt, 1 fincan böğürtlen ve 2 top limonlu dondurma ile blenderdan geçirilir. Taze nane yaprakları ile süsleyebilirsiniz. Afiyet ve sevgiyle…
YEŞİL ELMA FERAHLIĞI
1 adet yeşil elmanın suyu
2 kırmızı erik
1 top vanilyalı dondurma
Taze nane yaprakları
1 adet yeşil elmanın suyuyla beraber , 2 kırmızı erik ve 1 top vanilyalı dondurma blenderdan geçirilir. Taze nane yaprakları ve buz ile süsleyebilirsiniz. Afiyet ve sevgiyle…
KARPUZ
200 gram karpuz
1 top karadutlu dondurma
Yarım şeftali
4-5 parça buz
Tüm malzeme blendırdan geçirilir, üzerine buz eklenebilir Afiyet ve sevgiyle
NANE FERAHLIĞI
1top vanilyalı dondurma
1 top limonlu dondurma
10-15 taze nane yaprağı
1 çay bardağı soğuk süt
Tüm malzeme blenderdan geçirilir, buz ve nane ile süslenebilir Afiyet ve sevgiyle..
Yaş almak yalnızca takvimde ilerleyen yıllardan ya da saçlarımızdaki beyazlardan ibaret değil. Vücudumuzda gözle göremediğimiz pek çok değişim de yaşanıyor. Son yıllarda sağlıklı yaş alma araştırmalarının odağındaki “inflammaging” de bunlardan biri. Inflammaging, yaşla birlikte vücutta gelişebilen düşük düzeyli ve kronik inflamasyonu tanımlıyor. Belirgin bir enfeksiyon ya da hastalık olmadan sessizce devam eden bu süreç; kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, bilişsel gerileme ve kas kaybı gibi yaşla ilişkili pek çok sağlık sorunuyla bağlantılı. Ancak bu sürecin hızı yalnızca yaşınıza bağlı değil. Beslenme, hareket, uyku ve bağırsak sağlığı gibi günlük alışkanlıklarınız da bu sessiz inflamasyon üzerinde söz sahibi. Tek bir besin yaşlanmayı durduramaz elbette; ancak antioksidanlar, omega-3 yağ asitleri ve prebiyotik bileşenlerden zengin bir beslenme, inflamasyonun kontrolüne destek olabilir. Peki sağlıklı yaş alma yolculuğunda sofranızda hangi besinlere biraz daha fazla yer açabilirsiniz? İşte öne çıkan 5 besin… 1. Yaban Mersini ve Mor Renkli Meyveler Yaban mersini, böğürtlen ve mürdüm eriği gibi mor...
Bağırsak bakterileriniz yeterince lif bulamadığında ne olur hiç düşündünüz mü? Yeni araştırmalar, bazı bağırsak bakterilerinin böyle bir durumda besin kaynağını değiştirebildiğini gösteriyor. Üstelik yöneldikleri alternatif kaynaklardan biri, bağırsaklarımızın kendi proteinleri olabiliyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre tabağımızdaki lif miktarı yalnızca mikrobiyotanın yapısını değil, bakterilerinneyle beslendiğini ve bunun sonucunda hangi maddeleri ürettiğini de etkileyebiliyor. Başka bir ifadeyle bakterilerinize yeterince “yemek” göndermediğinizde onlar aç kalmıyor; menülerini değiştirebiliyorlar. Üstelik bu hikâyede lifin yanında gözden kaçan başka bir oyuncu daha var: sindirime dirençli bitkisel proteinler. LİF GİBİ DAVRANAN PROTEİNLER Bitkisel besinlerin bağırsak sağlığı üzerindeki etkisini konuşurken uzun zamandır lifleri ön plana çıkarıyoruz. Ancak yeni araştırma bu hikayede lifin yalnız olmadığını gösteriyor. Diyetle alınan bazı lifler sindirilmeden kalın bağırsağa ulaşıyor ve burada mikroorganizmalar tarafından kullanılıyor. Proceedings of the National Academy of Sciences’da yayımlanan çalışmada bilim insanları bitkisel besinlerde bulunan ve sindirim sistemi tarafından tamamen parçalanmadan kalın bağırsağa ulaşabilen bazı proteinlere odaklanmış. Araştırmacılar bu...
Yaz mevsimi cildimiz için bir çelişkiyi de beraberinde getiriyor. Bir yandan Güneş’in verdiği enerji, bronzlaşan ten ve açık havada geçirilen keyifli saatler… Diğer yandan ise fark edilmeden biriken hasar, artan oksidatif stres ve cildin bu etkilere karşı verdiği sessiz mücadele. Bu nedenle yazın cilt bakımını yalnızca dışarıdan sürdüğünüz ürünlerle sınırlamak eksik kalıyor. Çünkü cilt, her gün kendini yenileyen ve bizi çevresel etkilere karşı koruyan canlı bir organ. Güneş ışınları, sıcak hava ve nem kaybıyla baş etmeye çalışırken ihtiyaç duyduğu desteğin önemli bir kısmını da beslenmeden alıyor. Peki yaz sofralarında yapacağımız doğru seçimler cildimizin doğal savunmasını gerçekten destekleyebilir mi? YAZ SOFRALARININ RENKLİ OLMASI TESADÜF DEĞİL Domatesin kırmızısı, havucun turuncusu, yaban mersininin moru, karpuzun en canlı tonu. Bu renkleri oluşturan doğal bileşikler aynı zamanda güçlü antioksidanlar. C vitamini, E vitamini, karotenoidler ve polifenoller; güneşe maruz kalındığında artan serbest radikallerle savaşan doğal savunma sistemimizin önemli parçaları arasında yer alıyor. Bu nedenle yaz aylarında...
İçinde bulunduğumuz Antroposen Çağı’nda, gezegenimize verdiğimiz zararları hesaba katarak gelişme yollarımızı yeniden tasarlamamız gerek. Herkes bu konuda daha fazla farkındalık sahibi olmalı. Beslenme, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’nin 12’siyle ilişkili. Tüm bunların bilinciyle biz beslenme uzmanlarının attığı adımlar, yarattığı farkındalıklar kıymetli. Dünya kaynakları yetmiyor, artan dünya nüfusu ve tüketim alışkanlıklarımızın değişmesi ile olumsuz yönde etkileniyor.