Bağırsak bakterileriniz yeterince lif bulamadığında ne olur hiç düşündünüz mü? Yeni araştırmalar, bazı bağırsak bakterilerinin böyle bir durumda besin kaynağını değiştirebildiğini gösteriyor. Üstelik yöneldikleri alternatif kaynaklardan biri, bağırsaklarımızın kendi proteinleri olabiliyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre tabağımızdaki lif miktarı yalnızca mikrobiyotanın yapısını değil, bakterilerinneyle beslendiğini ve bunun sonucunda hangi maddeleri ürettiğini de etkileyebiliyor. Başka bir ifadeyle bakterilerinize yeterince “yemek” göndermediğinizde onlar aç kalmıyor; menülerini değiştirebiliyorlar. Üstelik bu hikâyede lifin yanında gözden kaçan başka bir oyuncu daha var: sindirime dirençli bitkisel proteinler. LİF GİBİ DAVRANAN PROTEİNLER Bitkisel besinlerin bağırsak sağlığı üzerindeki etkisini konuşurken uzun zamandır lifleri ön plana çıkarıyoruz. Ancak yeni araştırma bu hikayede lifin yalnız olmadığını gösteriyor. Diyetle alınan bazı lifler sindirilmeden kalın bağırsağa ulaşıyor ve burada mikroorganizmalar tarafından kullanılıyor. Proceedings of the National Academy of Sciences’da yayımlanan çalışmada bilim insanları bitkisel besinlerde bulunan ve sindirim sistemi tarafından tamamen parçalanmadan kalın bağırsağa ulaşabilen bazı proteinlere odaklanmış. Araştırmacılar bu...
Yaz mevsimi cildimiz için bir çelişkiyi de beraberinde getiriyor. Bir yandan Güneş’in verdiği enerji, bronzlaşan ten ve açık havada geçirilen keyifli saatler… Diğer yandan ise fark edilmeden biriken hasar, artan oksidatif stres ve cildin bu etkilere karşı verdiği sessiz mücadele. Bu nedenle yazın cilt bakımını yalnızca dışarıdan sürdüğünüz ürünlerle sınırlamak eksik kalıyor. Çünkü cilt, her gün kendini yenileyen ve bizi çevresel etkilere karşı koruyan canlı bir organ. Güneş ışınları, sıcak hava ve nem kaybıyla baş etmeye çalışırken ihtiyaç duyduğu desteğin önemli bir kısmını da beslenmeden alıyor. Peki yaz sofralarında yapacağımız doğru seçimler cildimizin doğal savunmasını gerçekten destekleyebilir mi? YAZ SOFRALARININ RENKLİ OLMASI TESADÜF DEĞİL Domatesin kırmızısı, havucun turuncusu, yaban mersininin moru, karpuzun en canlı tonu. Bu renkleri oluşturan doğal bileşikler aynı zamanda güçlü antioksidanlar. C vitamini, E vitamini, karotenoidler ve polifenoller; güneşe maruz kalındığında artan serbest radikallerle savaşan doğal savunma sistemimizin önemli parçaları arasında yer alıyor. Bu nedenle yaz aylarında...
İçinde bulunduğumuz Antroposen Çağı’nda, gezegenimize verdiğimiz zararları hesaba katarak gelişme yollarımızı yeniden tasarlamamız gerek. Herkes bu konuda daha fazla farkındalık sahibi olmalı. Beslenme, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’nin 12’siyle ilişkili. Tüm bunların bilinciyle biz beslenme uzmanlarının attığı adımlar, yarattığı farkındalıklar kıymetli. Dünya kaynakları yetmiyor, artan dünya nüfusu ve tüketim alışkanlıklarımızın değişmesi ile olumsuz yönde etkileniyor.
Dünya üzerinde neredeyse her yaşta kanser vakalarının arttığını biliyor musunuz? Kanser, milyonlarca insanı etkileyen ve her yıl milyonlarca yeni vaka ile karşı karşıya kalınan bir hastalık. Amerikan Kanser Derneği'nin (ACS) 2025 verilerine göre ABD'de toplam 2 milyonun üzerinde yeni kanser vakasının tanı alacağını öngörülürken 600.000 üzerinde kişinin kanser nedeniyle yaşamını yitireceği tahmin ediliyor.
Son yıllarda özellikle kız çocuklarında erken ergenlik vakalarında oldukça önemli bir artış söz konusu. Ergenlik bulgularının kız çocukta 8, erkek çocukta ise 9 yaşından önce ortaya çıkması durumu erken ergenlik olarak adlandırılıyor. Erken ergenlik vakalarının artmasının aslında birkaç ana nedeni var.
Mis gibi kokusu ile sokağı saran Ramazan pidesi, sevgiyle kurulan iftar sofraları, sahur telaşları…Hoş geldin 11 ayın sultanı Ramazan! Ramazan ayı, birlik ve bereketin simgesi, ruhen ve bedenen arınmanın en güzel zamanıdır. Oruç tutarken sadece manevi olarak değil, fiziksel olarak da dengeli ve sağlıklı beslenmek büyük önem taşır. Uzun süren açlık sonrası vücudun ihtiyaçlarını doğru şekilde karşılamak, enerji seviyesini korumak ve sindirim sistemini desteklemek için iftar ve sahurda bilinçli seçimler yapmak gereklidir.
2014 yılında yaptığım Peru seyahatinin en şaşırtıcı parçalarından biri Nazca Lines’ı görmek oldu. Peru’ya gidenler genellikle buraya zaman ayırmaz o yüzden ayrıcalıklı bir deneyim olduğunu söyleyebilirim. Peru zaten heyecan verici bir ülke. Görecek, deneyimleyecek çok şey var. Eğer içinde Nazca Lines da olsun isterseniz, bir tam günü buna ayırmanız ve biraz da yorucu bir yolculuğu göze almanız gerek. Biz aldık.
2018 yılında önce Grönland için yola çıkmıştık (buradan göz atabilirsiniz) ardından oraya kadar gitmişken çok merak ettiğim ülkelerden biri olan İzlanda’ya geçtik. İzlanda, uzun yıllardır “Dünyanın En Güvenli Ülkesi” sıralamasında 1. sırada yer alıyor. 1949’dan beri NATO üyesi ama resmi bir ordusu yok. NATO içinde ordusu olmayan tek ülke.
Üniversite yıllarından beri aklımın bir köşesinde olan, hayal rotalarımdan biri buzulları görmekti. 2018’de hayalim gerçek oldu. Önce Norveç’e uçmuş, oradan İzlanda’ya geçmiştik. İzlanda seyahatimi de buradan görebilirsiniz. İzlanda’dan küçük bir uçakla Grönland’a geçtik, oradan başka bir uçağa daha binip adanın batısına ulaştık ve 1 hafta süren gemi yolculuğuna çıktık.
Galapagos Adaları seyahatim, birçok açıdan eşsiz bir deneyimdi. Öncelikle Yaban-İnsan Arabulucusu gibi bir şapkam var; sağ olsun çalışma arkadaşlarımın hediye ettiği ve kendimi çok ait hissettiğim bir tanım olarak yıllardır benimle. Yaban hayatı gözlemek, yeni şeyler öğrenmek ve aslında yabanı anlamak açısından benzersiz bir fırsat oldu.