• Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
06/05/2016

Buğday Ruşeymini hepiniz duymuşsunuzdur, bu yazımda sizlere buğday ruşeymi yağını anlatacağım.  Faydalarını göreceğinizden eminim. Buğday Ruşeymi, buğdayın embriyosu ya da çimlenen kısmı olarak tanımlanabilir. Bitkinin minyatür haldeki taslağıdır, bu kısım gelişerek buğday bitkisinin tamamını verir. Ruşeym ve kepek buğdayın aslında en işlevsel kısımları olmakla beraber, endüstriyel beslenme evrimi ile hayatımızdan ilk çıkarılan segmentleri olmuştur. Çünkü kepek unun ve dolayısıyla bu unla üretilen ekmek, makarna gibi ürünlerin sertleşmesine neden olur. Ruşeym de buğday ile öğütüldüğünde, içindeki doymamış yağ asitlerinin hava ile temas etmesi durumunda renginde kararma ve tadında acılaşmaya sebep olur. Bundan 50 yıl önce kullandığımız unların raf ömrü 6 aydan daha fazla değildi. Kepekten sonra ruşeymin de çıkarılması ile elde edilen unun raf ömrünün 2 yıla kadar uzatılabileceği keşfedildikten sonra, yediğimiz ekmeğin besin değerleri azalmış oldu. Bu durum karbonhidrat ağırlıklı beslenen bireylerde ve toplumlarda bazı vitamin ve mineral yetersizliklerine yol açmış olabilir. Buğday ruşeyminin un üretimi sırasında ayrıştırılmasını gerektiren bitkisel...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
26/04/2016

Sosyal medyada erik fotoğrafları paylaşılmaya başladıysa yaz iyice yaklaştı demektir. Baharın ve yazın müjdecilerinden biri olan eriği sevmeyen var mıdır bilmiyorum ama 2 bin çeşidi olduğunu ben yeni öğrendim. Sevmeyenlere sevdirecek, sevenlere de daha çok erik yedirecek nedenlere bir bakalım… Antioksidanlardan zengin Erikte bulunan güçlü antioksidan bileşenler hücreleri serbest radikallerin tahribatına karşı koruyor. Antioksidan bileşenleri ile vücudu koruyan ve yüksek oranda C vitamini içeren erik hastalıklara karşı direncimizi artırıyor. Erik aynı zamanda A, K ve B grubu vitaminleri ve sağlık için faydalı birçok mineral de içerir. Antioksidan Nedir?   Demir emilimini artırıyor Antioksidan bakımından zengin olması dışında yüksek miktarda C vitamini içeren erik bu özelliğiyle besin yoluyla alınan demirin vücut tarafından emilimini önemli oranda artırıyor.  100 gram erik günlük C vitamini ihtiyacının yaklaşık yüzde 16’sını karşılıyor. Demir eksikliği olanlar nasıl beslenmeli? Kolesterolü dengeliyor Erik, yine içeriğinde bulunan C vitamini sayesinde kolesterolün kontrol edilmesine yardımcı oluyor. Tek başına kötü kolesterolü düşürmek için yeterli...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
14/04/2016

İnternet dünyası limonun yağlara karşı gizli bir silah olduğu iddiaları ile doludur. Google üzerinde kilo kaybı ve limon ile iligli arama sonuçlarına baktığınızda 560 bine yakın sonuç çıkıyor. Popüler diyet fikirleri de limonun vücuttaki yağlardan kurtulmaya yardımcı olduğunu söylüyor. Böyle olsa ne güzel olurdu değil mi? İstediğin kadar ye sonra bırak limon yağları eritsin!!! Limonu yiyecek ve içeceklerimizde çok sık kullanıyoruz fakat limon gerçekten kilo kaybına yardımcı olabilir mi? Limon gerçeği nedir? Limon, diğer meyve ve sebzeler gibi birçok vitamin, mineral ve fitokimyasal adı verilen bileşikleri bol miktarda içermektedir. Özellikle C vitamini bakımından oldukça zengindir. C vitamininin vücuttaki yağın metabolize edilmesinde rol oynadığını düşündürecek bazı araştırmalar vardır. C vitamini, yağ oksidasyonu için ihtiyaç duyulan karnitin üretimi (vücudun yağları yakması ve enerji artışı) için gerekli, bu sebeple vücut üzerinde bir takım etkiler bırakabilir. “Amerikan Klinik Beslenme Dergisinde” yayınlanan bir araştırma, yeterli miktarda C vitamini alan katılımcıların egzersiz sırasında önemli ölçüde daha...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
14/04/2016

Diyabetli bireylerin, beslenme alışkanlıkları biraz daha farklı oluyor. Diyabetli bireyler mutfak alışverişlerinde, yemek seçimlerinde bazı zorluklar yaşayabiliyorlar, yeme alışkanlıkları özen istiyor ve marketlerde kendilerine hitap eden ürünleri yaygın olarak bulamayabiliyorlar. Ben, diyabetli bireyler için yaptığım araştırmalarda yeni bir ürün keşfettim ve sizinle paylaşmak istiyorum: Slimini Diyabetik Un Diyabetliler için özel olarak geliştirilen un sayesinde diyabetliler de istediği hamur işini gönül rahatlığıyla tüketebilecek. Bir devrim gibi adeta. Bu havada kalan bir slogan değil. Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Uzmanları tarafından tavsiye edilmektedir ayrıca Tarım Bakanlığı tarafından onaylanmış ve Tübitak’tan proje başarı belgesi almıştır. Diğer unlara göre Glisemik İndeksinin %40 daha az olduğu onaylanmış. Dünya’da ilk ve tek beyaz diyabetik un olma özelliğini taşıyor. Ürünün ve hatta Slimini markasının diğer ürünlerine ait resmi web sitesi: slimini.com Tüm detaylara buradan da ulaşabilirsiniz. Sadece Diyabetik Un değil, Çölyaklı bireyler, diyet yapanlar gibi birçok bireye hitap eden unları bulunmakta. Özellikle Çölyaklı...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
11/04/2016

https://www.youtube.com/watch?v=eY_j7UTs0mQ

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
11/04/2016

https://www.youtube.com/watch?v=5njsO82sWK0

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
11/04/2016

https://www.youtube.com/watch?v=f0CiwI7WUi0

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
23/03/2016

Ben üniversiteye 1990 Eylül’ünde Ankara’da başladım ve 49 kiloydum, 29 Ekim tatili için tekrar ailemin yanına döndüğümde ise yani 6 -7 hafta sonra 56 – 57 kg idim. Daha önce hiç kilo almamıştım, tam tersi evde sürekli yemek yemeye ve kilo almaya doğru teşvik vardı çünkü zayıf bir çocukluk geçirmiştim. (sakın hala her şeyi yediğim halde zayıfım sanmayın yediklerime dikkat ediyorum ve egzersiz yapıyorum yoksa ben de hızla kilo alabiliyorum çünkü yaş ilerliyor maalesef) Bizim ailede zayıf birey çoğunluktadır, hatta kız kardeşim ve erkek kardeşim uzun süre kilo almak için bana beslenme programı yazdırdılar. Annem hiçbir zaman kilolu olmadı ve benim de o yıla kadar hiç kilo problemim yoktu, hatta eve döndüğümde tüm aile “ne güzel kilo almışsın” diye sevindi. Tabi o zaman mesleki dersler başlamamış, yeni bir şehir, ev yerine yurt düzeni, yeni arkadaşlar, farklı yiyecekler, gece geç saatte yenilen yemekler derken ben ne olduğunu anlayamamıştım. Hatırlıyorum aynı odada...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
23/03/2016

Şişmanlık son yıllarda dünyanın ve ülkemizin de en büyük sağlık problemlerinden biri haline geldi. Doğal olarak fazla kilolar insanların sıkça şikayet ettiği bir konulardan biri. Eskiden sadece benim de mezun olduğum Hacettepe Üniversitesi’nde olan Diyetetik Bölümü’nün diğer üniversitelere de açılmasıyla birlikte lisanslı diyetisyen sayısı her geçen gün artıyor, beni ve meslektaşlarımı mutlu eden bu gelişmeye, lisanssız ve kendisini beslenme uzmanı olarak tanıtan kişilerin sektöre dahil olması gölge düşürüyor. Hemen her gün zayıflamak için farklı öneriler, şok diyetler, açlık kampları, popüler diyetler medyada yer alıyor ve insanların kafası karışıyor. Çoğu kişi ya kilo veremiyor, ya aldığı kiloları fazlasıyla geri alıyor ya da kilolarıyla birlikte sağlıklarını da kaybediyorlar. Bu yazımda size sık yapılan diyet yanlışlarından bahsetmek istedim. Öğün Atlamak Metabolizmanızı canlı tutmak ve yağ yakımını hızlandırmak için 3 ana öğün ve yemek yediğiniz saate göre ara öğün yapmanız gerekebilir. İnsülin metabolizmasıyla ilgili herhangi bir sorununuz varsa 2-3 saatten fazla aç kalmayın Karbonhidratları...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
10/03/2016

Bahar demek soğukların kırılması, doğanın uyanması, ağaçların çiçeklenmesi demek. Bahar aylarında bazı günler güneş kirpiklerimizde parlasa da, bazı günler bulutların arasından yüzünü hiç göstermiyor. Havalardaki bu dengesizlik vücudumuzdaki enerji dengesini de bozuyor,  doğanın bir parçası olan metabolizmamız bu değişimlere ayak uydurabilmek için hızlı değişimler geçiriyor ve sonuçta bahar yorgunluğu dediğimiz olay çıkıyor ortaya. Metabolizmaya eziyet eden 10 yanlış için tıklayın.  Bahar yorgunluğunun üstesinden gelmek birkaç küçük değişiklikle mümkün. Bunlara dikkat ederek baharın keyfini çıkarabilirsiniz: Enerjinizi yükseltmek ve yorgunluğu yenmek için; B ve C vitaminlerinden, magnezyum, potasyum yeterli alınıp alınmadığı gözden geçirilmelidir. Bu maddeleri içeren besinler için tıklayın. Meyve, sebze ve lifli beslenmeye ağırlık verilmelidir Günlük içilen su miktarını 3 litre civarında tutulmalıdır çünkü ısınan hava vücudumuzun su ihtiyacını arttıracaktır. Sentetik yerine pamuklu kumaşlardan üretilen giysiler tercih edilmelidir, terleme metabolizmamızın ve havadaki elektrik yükünün dengelenmesi için vücudumuza yardımcı olacaktır. Açık havada yürüyüş, fiziksel ve ruh sağlımıza iyi gelecektir. Uzun yürüyüşlere çıkılamıyorsa sabah...